Artık, devlet hastaneleri özel şirketlere hasta garantisi sağlayacak, özel şirketler de MR ve benzeri tanı cihazlarını hastaneler için kullanacak. Hasta parası sosyal güvenlik sisteminden ödenecek

Haber Giriş : 04 Ağustos 2003 15:21, Son Güncelleme : 27 Mart 2018 00:42
Artık, devlet hastaneleri özel şirketlere hasta garantisi sağlayacak, özel şirketler de MR ve benzeri tanı cihazlarını hastaneler için kullanacak. Hastaların parası sosyal güvenlik sisteminden ödenecek

Sağlık Bakanlığı özel sektörün sosyal güvenlik sistemininden aldığı payın çok büyük oranda artmasına neden olacak bir genelge yayınladı. Bugüne kadar devlet hastaneleri tıbbi cihazları ihaleler yoluyla satın alıyordu. Ancak yeni genelgeye göre artık hastaneler cihaz satın almayıp, elinde bu cihazlardan olan özel sektör temsilcileriyle masaya oturarak hizmet paketi satın alacak. Yani devlet hastaneleri özel şirketlere hasta garantisi sağlayacak, özel şirketler de cihazlarını hastaneler için kullanacak. Bedeli sosyal güvenlik sisteminden ödenecek.

İlk bakışta bu ortaklık her iki tarafın da yararına gibi görünüyor. Ancak, yeni sistemde bu anlaşmanın nasıl denetleneceği belirtilmiyor. Yani özel şirketlere gönderilecek hastaların tanı ve tedavilerinde 'şişirilme' yapılıp yapılmadığı nasıl anlaşılacak bilinmiyor. Bugüne kadar sosyal güvenlik sistemindeki en büyük yolsuzluklar hastaların ihtiyaçları olmadığı halde yüksek maliyetli cihazlardan geçirilerek faturanın devlete kesilmesinden oluyordu.

Kuyruk bitecek

Sağlık Bakanlığı yeni genelgenin kamu sağlık kurumlarındaki kuyrukları azaltacağını savunuyor.

Eleştirilere göre yeni genelge eski teknolojiyi de kullanıma açıyor. Genelgeye göre tıbbi cihazlar ikinci el olabilecek ve 5 yaşından büyük olmayacak. Özel şirketler isterlerse bu cihazları hastanelerin içinde de işletebilecekler. Piyasada özel tanı ve tedavi hizmeti veren girişimciler, bakanlığa bağlı hastanelerle ortak olabilecekler. Özel sağlık şirketleri bu yolla hastanelerdeki yüksek hasta (müşteri) potansiyelini çok iyi kullanmış olacak. Hasta sayısı arttıkça, her iki tarafın, yani özel girişimcilerle bakanlık hastanelerinin karı artacak. Sosyal güvenlik kurumlarının sağlık harcamaları ise büyük boyutlara ulaşacak.

Üçer: Kar ortaklığı kuruluyor

Sistem şimdiden tepki toplamaya başladı. Tıp Kurumu Genel Sekreteri Dr. Ali Rıza Üçer; 'Genelgeyle özel sektör ve devlet hastaneleri arasında kar ortaklığı kuruluyor. Tanı ve tedavi amaçlı tıbbi cihazların kullanımı ve bu cihazlarda sarf edilen malzemede artış olacak. Buna sağlık ekonomisinde sunucunun kabarttığı talep denir' diyor. Üçer şöyle devam ediyor:

'Bunu denetleyecek etkin bir mekanizma yok. Bu tür cihazların kullanımı yoğunlaşacak ve tanı ve tedavi maliyetleri yükselecek. Zaten sıkıntıda olan sosyal güvenlik kurumlarının dengesi bozulacak. Daha büyük krizlere davetiye çıkarılacak. Biz bu teknolojileri üretmiyor, satın alıyoruz. Ulus ötesi şirketlere bağlılık artacak. Sağlık alanında piyasa mantığı olmaz.
Genelge kaldırılmalı.'

Yılda 65 milyon müşteri

Yeni genelge sosyal güvenlik sisteminden özel şirketlere yönelebilecek çok ciddi boyutlarda bir kaynağa zemin hazırlıyor.

Verilere göre kamu sağlık kuruluşlarına yılda ortalama 65 milyon başvuru yapılıyor. Bunun 2.8 milyonu yatarak tedavi görüyor, 800 bini ameliyat oluyor.

Bağ-Kur'un, devlet hastanelerine 333 trilyon 793 milyar, KİT hastanelerine 12 trilyon 295 milyar, özel sağlık kuruluşlarına 10 trilyon 760 milyar, şahıslara da 46 trilyon 857 milyar lira olmak üzere toplam 403 trilyon borcu bulunuyor. Emekli Sandığı'nın toplam sağlık harcaması ise yaklaşık 1.84 katrilyon. Bunun 1.1 katrilyon lirası ilaca, 645 trilyonu ise hastaneler için kullanılıyor.

Etik dışına davetiye

Prof. Dr. Gencay Gürsoy: (İstanbul Tabip Odası Başkanı)

'Özel firmalardan hizmet satın alınmasına karşı değiliz. Ama AKP iktidarının bu uygulaması, sağlık alanının bütünüyle özelleştirilmesi politikasının bir uzantısıdır. Devlet memurlarının özel poliklinikler ve hastanelerden yararlandırılması uygulaması da aynı paraleldedir. Bu kez de özel laboratuvarlardan hizmet satın alınacak. . Bizi endişelendiren, Neşter Operasyonu ile bir kısmı su yüzüne çıkan yolsuzluklar zinciri ortadayken, Bakanlık'ın özel girişimle bu kadar içli dışlı olmaya cesaret etmesi. Bakanlık hizmet üreteceğine pazardan satın alıyor. Bunlar Dünya Bankası'nın benzer ülkelere önerdiği reçetelerle aynı. Ama bu yolla sorunlarını çözen bir ülke bilmiyorum. İstanbul'daki MR merkezlerinin sayısı tüm İngiltere'den fazla. Bizde MR laboratuvarı açmak, bakkal açmaktan kolay, denetimi yok. Bu nedenle atıl durumdalar. Sonuçta, hekimlerle laboratuvarlar arasında çok ciddi etik dışı uygulamalar doğuyor. Bu aletleri, kamu kaynaklarıyla yaşmak çözüm değil.

SSK özel sağlık hizmetlerine 1.5 katrilyon ödüyordu. Genelgeyle bu daha da artacak.'

Atıl kapasite dolacak- Yaşar Yıldırım

(Özel Hastaneler Derneği Genel Sekreteri, İnternational Hospital Genel Müdürü)

'Bu yapılan öncelikle bir ekonomik tedbirdir. Tıbbi cihazların alımı devlete büyük yük getiriyor. Öte yandan da boş kapasitesi olan teknoloji olduğu yerde duruyor. İstanbul'da 30 adet MR var. Bunlar 12 saat çalışması gerekirken, 4 saat çalışıyor. Genelge, bu boş kapasiteyi değerlendirme açısından oldukça olumlu. Devlet, bu tür hizmeti, zaten kendi maliyetinin altında bir paraya satın alacak ve bence kara geçecek. Ama bu özel sektöre para kazandırmak için değil, devletin sorumluluğunu yüklendiği kitleye hizmet ulaştırmak için yapılıyor. Kuyrukları kaldırmak ve daha iyi bir hizmet verebilmek için bu yapılıyor. Bu genelgeyle, bazı teşhis ve tedavi merkezlerinin haksız kazanç elde edeceği şüphelerine de katılmıyorum. Her kesimde etik dışı, ahlak dışı davranışlar olabilir. Böyle olasılıklar var. Ama etik dışı davranarak bu yollara sapanlar için cezalar da genelgede yer alıyor. Devlet, bu işe kalkışanlardan 4 yıl süreyle hizmet satın almayacak.'

İstanbul'da rüya Kasaba'sı

İş Bankası - Koray Yapı Endüstrisi'nin, ortaklığı ile İstanbul'un Ömerli Beldesi'nde yepyeni bir Kasaba doğdu. Sektörde krizden sonra temeli atılıp da tamamlanan ilk proje niteliğindeki Kasaba, orman içinde 1860 dönümlük bir alanda konumlanıyor. Boğaz Köprülerine 30 dakika uzaklıktaki Kasaba, bir yaşam projesi olarak, doğal çevre içinde, toplam 750 ailenin yerleşimi için planlanmış. İlk etapta 249 konut, tüm altyapısı ile tamamlandı. Bunlar satılmış durumda. Yapımı süren ikinci etap konutların bir kısmı da sahiplerini bulmuş. İkinci etap 12 ay içinde teslim edilecek. Evlerde standart donanım, sahiplerinin seçimine uygun olarak önceden hazırlanıyor ve konutlar, bütünüyle 'anahtar teslimi' veriliyor. Bu nedenle yeni etaplar gerçekleştirilirken, daha önce Kasaba'ya yerleşenler, yeni etapların inşaatından rahatsızlık duymuyor. Sosyal tesislerinde yer alan açık havuz, tenis kortları, binicilik dersleri ve pansiyon olanağı da veren Atlı Spor Tesisleri, Avusturya Liselileri Vakfı İlköğretim Okulu; oyun sınıfı, kreş ve anaokulu, ambulans ve itfaiye ekipleri hazır. Evlerde 10'ar hatlık telefon bağlantısı, sağlık ve yangın alarmları, güvenlik ve teknik ekiple bağlantılı sistemler de kurulu.
Akşam

Bu Habere Tepkiniz

Sonraki Haber